Soğan zambakgiller ailesinden, kökeni orta Asya olan bir köktür. Çiçekleri beyaz ya da morumsu renktedir. Beyaz, kırmızı ya da pembemsi renklerde, uzun, küçük yuvarlar ya da etli olmak üzere çeşitli cinsleri vardır.
Çeşitli yemeklerde ve başlı başına yemek olarak soğarnn, doldurulmayacak bir yeri vardır. Özellikle Türk Fransız, İtalyan, Rus ve Balkan mutfaklarında soğansız yemek düşünülemez.
BESİN DEGERi
Soğanın kimyasal analizinde bir çok mineral ve vitamin içerdiği belirlenmiştir. Potasyum, kalsiyum, demir ve fosfor gibi minerallerden başka, başta C olmak üzere PP, A, B 1 ve B2 vitamini oranları çok yüksektir. 100 g. taze soğanda (taze ya da kuru çiğ soğanda) 43 kalari vardır. Karaciğer, pankreas ve böbreklere yaptığı tedavi edici etkiden dolayı, soğan, mükemmel bir bağırsak düzenleyicisidir.
Ülser, gastrit gibi miğde hastalığı olanları soğarnn rahatsız ettiği gerçektir. Ancak, bu tür yakınmaları olanların haşlanmış soğan yemeleri bu sorunu çözmeye yeterlidir. Artirit, şişmanlık ve üremi gibi yakınmaları olanlara soğan önerilir. Bugün, eski reçeteler örnek alınarak elde edilmiş bazı tedavi yöntemlerinde soğan, selülit, şişmanlık, şeker hastalığı, ülser, saç dökülmesi, diş ağrıları ve akne tedavilerinde dikkate değer yararlar sağlamıştır. Soğarnn antibiyotik gücü karntlanmıştır. Baş dönmesi, migren, burun kanaması gibi alyuvarların fazlalığına işaret eden rahatsızlıklardan yakınanlara, soğan açısından çok zengin bir diyet çoğu kez yararlıdır.
Çoğu ev kadım, göz yaşartıcı özelliğinden dolayı soğan doğramaktan çekinir. Ancak, bazı basit yöntemler ile soğarnn bu rahatsız edici özelliği giderilebilir. Akar suun altında ya da bir kaç saat soğuk su içinde bıraktıktan sonra doğrandığında, soğanın göz yaşartmadığı görülür. 3-4 dakika kaynamakda soğanın göz yaşartmaması için bir önlem olmakla beraber, diğer özelliklerini de bozabileceği için genellikle önerilmez.